FOÇA

FOÇA GEZİLECEK YERLER
Tarihi Yerleri
Pers Mezar Anıtı (Taş Ev)
Foça’nın 7km. kadar doğusunda, kuru bir dere yatağı kenarında İ.Ö. 4.yüzyıla tarihlenen Lydia / Lykia geleneğinde Pers etkisi altında kalınarak yapılmış bir mezar anıtıdır. 2001 yılında tamamlanan restorasyon çalışmaları sonunda ziyarete açılmıştır.

Tiyatro
Son dönem kazılarında bulunan tiyatro, İ.Ö. 340 – 330 yıllarına tarihlenir. Anadolu’nun en eski tiyatrosudur. Kazı iki ayrı bölümde yapılmış olup, I. Bölümde Analemma (caveayı sınırlayan kanat duvarları) duvarı iyi korunmuş halde ortaya çıkarılmıştır. 4.5m. yüksekliğindedir. II. Bölümde ise 4 ayrı basamak ortaya konmuştur. Basamaklarda rastlanan “Fuyte Oyta” yazısından buraya her mahallenin ayrı bir bölümde oturduğu anlaşılmıştır. İ.S. 1. yüzyılda seramik çöplüğü, 2. yüzyılda da nekropolis (mezarlık) olarak kullanılmıştır. Roma Dönemi’nde bir etkinlik göstermemesinden dolayı bu dönemde kentte başka bir tiyatro olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak henüz saptanamamıştır. Dayanıklı bir taş türü olmayan ve yörede “Foça taşı” olarak anılan “tufa”dan yapılmıştır.
Arkaik Duvar
Arkaik Duvar
Son dönem kazılarında Foça’nın Arkaik Dönem’de 5km. uzunluğunda surlara sahip olduğu ortaya çıkarılmıştır. Maltepe Tümülüsü tepesinde yapılan kazılarda İ.Ö. 590 – 580 yıllarına tarihlenen sur duvarlarının bir bölümü gün ışığına çıkarılmıştır. Tarihçi Herodot’un bu sur duvarlarından sıkça bahsetmesi nedeniyle Herodot Duvarı adıyla da anılmaktadır. Payanda duvarın yanında yer alan 4m. genişliğindeki boşluğun kent kapısı olduğu saptanmış, kapının her iki yanında bulunan 5m. genişliğindeki kulelerin ahşap hatıllarının (kirişlerinin) yangın nedeniyle kömürleşmiş olduğu görülmüştür. Ele geçirilen pers ok ve mızrak uçları, kırık amforalar ve bilinen eski mancınık güllesi İ.Ö. 546’da büyük bir savaş olduğunu göstermiştir. Pers komutanı Harpagos’un ordusu ile Foçalılar arasındaki bu savaş Foçalıların yenilgisi ile sona ermişti.
Şeytan Hamamı
Antik Çağ’da kayalara oyularak yapılmış bir aile mezarıdır. Mezar, uzun bir yol ve iki mezar odasından oluşmuştur. Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, yapmış olduğu kazılar sırasında bulunan seramik mezarın İ.Ö. 4. yüzyıla ait olduğunu ortaya koymuştur.

Kybele Açık Hava Tapınağı

İ.Ö. 580 yıllarına tarihlenen tapınakta bulunan çeşitli büyüklüklerdeki beş nişte tanrıça Kybele’nin heykelleri ve kabartmaları yer alıyordu. Kayaya oyulmuş adak havuzu ile denizci fenerlerinin konulması için yapılan küçük nişler denizden gelenlerin burada tapındıklarını ortaya koymuştur. Kutsal alanın yaslandığı kayalık üzerindeki sur duvarları, duvarların 4 ayrı dönemini göstermektedir. Buradaki arkaik surlar harçsız, Roma Dönemi surlarında kireç harcı, Ceneviz ve Osmanlı Dönemi surlarında ise kireç harcı, kum, tuğla parçası ve kiremit tozlarından oluşan Horasan harcı kullanılmıştır. Yukarıda, eski ortaokul binasının altında Athena Tapınağı bulunmaktadır. Her ikisi de tanrıçadır. Athena kültü, Babilli kraliçe Izdar’a kadar uzanır. Kybele ise Anadolu’nun tanrıçasıdır. Her iki tanrıçanın altlı üstlü bulunması da önemli bir olaydır. Kybele Arkaik Dönem’den itibaren Phokaia’da çok saygı görmüştür. Yeldeğirmenli tepe ile İncir adasında da Tanrıça Kybele’ye ait kutsal alanlar mevcuttur.
Mozaikler
Son dönem kazılarında Foça’da Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma Dönemlerine ait yerleşim katları ortaya çıkarılmıştır. 1993 yılı kazılarında ortaya çıkarılan İ.S. 4. yüzyıl sonları 5. yüzyıl başlarına tarihlenen Roma Dönemi villasının taban mozayiğinin biri hâlâ yerinde durmaktadır. Diğeri ise, biraz ileride bulunmuştur. Bir kısmı yan taraftaki apartmanın foseptik çukuru açılırken tahrip edilmiştir. Sağlam kısmı restore edilerek yerinden kaldırılmış olup, İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Şu anda korunması açısından kum tabakasıyla kapanmıştır
Osmanlı Mezarlığı
16. yüzyıldan başlayarak 19. yüzyıl sonlarına kadar uzanan bir zaman dilimi içerisinde gömüye açık olduğu anlaşılmaktadır. Mezarlıktaki mezar taşlarında, Hz. Muhammed’in sembolü olan gül, güzellik ve zerafeti simgeleyen lâle başta olmak üzere sürekli yeşil kalmasıyla ebedi olanı simgeleyen selvi ağacı, bolluk ve bereketi simgeleyen üzüm salkımları, nar, cenneti simgeleyen hurma ve birçok stilize edilmiş bitkisel motif yer almıştır. Motifler kadın ve erkek mezar taşlarına göre üslup açısından farklılık göstermemekle birlikte kadın mezar taşlarının daha yoğun ve çeşitli süsleme içerdiği dikkat çekmektedir.
Sur ve Beşkapılar

Sur ve Beş Kapılar
Beşkapılar, Osmanlı dönemi kalesinin kayıkhane bölümüdür. Buradaki yazıta göre, Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1538 – 1539 yıllarında onarım görmüştür. Beşkapılar, 1983 ve 1994 yıllarında restore edilmiştir. Şehrin etrafını çevreleyen surların en iyi korunmuş bölümleri yarımada üzerindeki Bizans, Ceneviz ve Osmanlı Dönemlerine ait onarımlardır. Beşkapılar’da bilimsel kazılar yapılmamıştır.

Dış Kale
Dış Kale 1678 yılında yapılan kalenin bütünlüğünden geriye az bir şey kalmıştır. İç kısımda bir Türk hamamının kalıntısı bulunmaktadır.

Fatih Camii
Kentin Türk Dönemi’ne ait en önemli yapısıdır. Yapıda iki kitabe vardır. Avlu kapısındaki kitabe 1531 tarihlidir. Kitabeye göre avlu kapısı Mustafa Ağa adlı bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Ana giriş üzerindeki kitabeye göre de Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile yeniden inşa ettirilmiştir. Kitabelerden, caminin Foça’nın fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılarak, 1531 yılında bir avluyla çevrelendiği , daha sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile ancak onun ölümünden sonra 1569 – 1570 yılında yeniden inşa edildiği anlaşılmaktadır

Kayalar Camii
Fatih Camii’nin 200m. Kuzeydoğusunda uzunlamasına dikdörtgen planlı, düz tavanla örtülü bir camidir. 15. yüzyılın ilk yarısı veya 16. yüzyıla aittir. Minaresi 19. yüzyılda yapılmıştır. Yapıda Bizans Dönemi’ne ait devşirme malzeme kullanılmış, üzerini örten ahşap tavan yenilenmiştir.

Hafız Süleyman Mescidi
Giriş açıklığı üzerindeki kitabeye göre 1548 tarihinde Foça Kalesi dizdarı Kurt Hacı Mustafa tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzdeki şeklini 18. veya 19. yüzyılda almıştır. 1917’de ibadete kapanan yapı, 1992’de yeniden ibadete açılmıştır. Kare planlıdır ve düz tavanla örtülüdür.

Siren Kayalıkları
Foça kıyılarındaki ada ve adacıklar da bu volkanik yapıyı göstermektedir. Mitolojide sirenler; kadın başlı, kuş vücutlu, yaptıkları büyülü müziğin güzellikleriyle tanınan yaratıklardır. Siren Kayalıkları fokları andıran adaların en büyüğü olan Orak Adası’nın kuzeybatısında yer almaktadır. Sirenlerin burada yaşadığına, büyülü müzikleriyle gemicilerin yollarını şaşırttıklarına ve kayalara çarpmalarına neden olduklarına inanılmaktaydı. (Sirenlerin Efsanesi).

KARATAŞ EFSANESİ

Foça’da halk arasında anlatılan bir efsane vardır; ünlü Karataş Efsanesi…

Adı üzerinde efsane, yorumlara açık, Foça’nın gizemli çekiciliğine tam anlamıyla yakışan bir efsane bu. Foça’da nerede olduğu bilinmeyen bir taş vardır ve Karataş olarak anılır. Herhangi bir kaldırım taşı da olabilir bu gözümüzün önünde sadece taş diye durup duran; ya da yer altında, görmeden-bilmeden her gün üzerine basıp yürüdüğümüz arnavut kaldırım taşlarından birinin metrelerce altında da. Gizemi ve çekiciliği de burdan doğmakta sanırım. Bilinmeyen bir taş ama neden olduğu efsane daha da çekici. “Her kim ki; Foça’da nerede olduğu bilinmeyen KARATAŞ’a basar ise; basireti bağlanır ve içinde bir yerlerde Foça’ya yerleşme ve hep burada olma isteğini bulur. Yolu nereye giderse gitsin, Karataş’a basan kişi bir gün mutlaka Foça’ya geri dönecektir…”

Karataş var; bunu herkes biliyor da nerede olduğunu kimse bilmiyor. Gezip dolaşırken bu taşa basan mümkünü yok bir daha Foça’dan kopamiyor. Çok zorlanip bir yerlere gitse de mutlaka dönüp dolaşıp gene geliyor Foça’ya. Bir kez yolunuz Foça’ya düşmeye görsün, Foça’ya gelip de o büyülü havasını yakalayabilen herkes bu öyküyü duyunca dolaşıp duruyor sokaklarda. Belki Karataş’a basarim da bu yaşanası kasabada kalırım umuduyla. Bize kalırsa Foça’nın her yeri Karataş. Foça’yı görüp de sevmemek, dönüp gelmemek mümkün değil de ondan.